Preloader Close
Cumartesi 9:00 - 14:40
Preimplantasyon Genetik Tanı (PGD)

Preimplantasyon Genetik Tanı (PGD)

Preimplantasyon Genetik Tanı (PGT) yöntemi ile daha zigot oluşmadan önce yumurta hücresini veya zigot oluştuktan sonra embriyoda In Vitro Fertilization=tüp bebek (IVF) öncesi genetik anomalileri saptamak amacıyla başvurulan bir yöntemdir.

Embriyo Biyopsi Yöntemleri

Temel olarak kullanılan 3 biyopsi yöntemi bulunmaktadır ve bu yöntemler tek başına kullanılabileceği gibi tanıyı doğrulamak amacıyla birlikte de kullanılabilirler. 

  • Polar hücre biyopsisi: Polar hücreler yumurta hücresinin olgunlaşması ve döllenmesi ile mayoz bölünme esnasında atılan yan ürünlerdir. Birinci ve ikinci polar hücreler olmak üzere iki çeşit polar hücre bulunur. Günümüzde rutin olarak bu yöntemi kullanan çok az PGT laboratuvarı bulunmaktadır. Bu yöntemin avantajları yanında daha çok dezavantajları bulunmakta, örneğin paternal ve mitotik kaynaklı anöploidileri tespit edememektedir.
  • Blastomer biyopsisi: Döllenmeden yaklaşık 72 saat sonra 6-8 hücre aşamasına gelmiş embriyolara uygulanan bir yöntemdir. Embriyonik gelişimin 3. gününde blastomer adı verilen hücrelerden bir tanesinin alınması ile işlem gerçekleştirilir.
  • Blastosist/Trofektoderm Biyopsisi: Döllenme oluşumunu takiben 5. günde yapılan biyopsidir. Son yıllarda en çok tercih edilen yöntemdir, birçok yönden diğer iki yönteme üstünlük sağlamaktadır. Tek seferde birkaç hücre alınma imkanı sağlaması ve biyopsi yapma tekniğinin daha kolay olması gibi avantajları bulunmaktadır.

Endikasyonları:

  1. Sayısal Kromozomal Anomaliler (Anöploidiler): Tekrarlayan gebelik kayıplarının ve IVF başarısızlıklarının birçok nedeni vardır, bu nedenlerden en önemlisi sayısal kromozom anomalileridir. IVF öncesi embriyolarda tarama amacıyla yapılan farklı çalışmalarda farklı oranda anöploidiler saptamışlardır.
  2. Yapısal Kromozomal Anomaliler: Yapısal krozomal anomaliler; dengeli translokasyonlar, insersiyon, inversiyon, delesyon ve duplikasyonlardır. Özellikle dengeli translokasyonlar tekrarlayan gebelik kayıplarının önemli nedenlerindendir.
  3. Tek Gen Hastalıkları: Tek Gen Hastalıkları: Moleküler genetik ve biyopsi tekniklerinin gelişmesine paralel olarak PGT yöntemlerinde özellikle tek gen hastalıklarında önemli gelişmeler olmuştur. Günümüzde 4000’in özerinde tek gen hastalığı tanımlanmıştır. Ebeveynlerden her ikisinin otozomal resesif hastalıklar için hasta veya taşıyıcı olmaları, otozomal dominant hastalıklar için ise birinin hasta olması PGT endikasyonu doğurur. Günümüzde geni bilinen tüm tek gen hastalıkları için PGT uygulanabilir.
  4. HLA (Human Leukocyte Antigen): İnsanlarda bağışıklık sistemi ile ilgili birçok gen tanımlanmıştır. Organ nakillerinde en önemli faktör alıcı ve vericide HLA uyumlu doku veya organın bulunmasıdır. PGT yöntemi tek gen hastalıkları veya yapısal kromozom anomalileri için uygulandığında bir tanı yöntemidir. Ancak tek gen hastalığının yanında HLA uyumlu embriyo seçildiğinde bir tedavi yöntemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Beta talasemi, fankoni aplastik anemisi, orak hücre anemisi ve akut lösemiler gibi birçok ağır kan hastalığının en etkili tedavi yöntemi allojenik kök hücre transplantasyonudur. Bu yöntemle yapılan tedavilerde en iyi sonuç ise tamamen HLA uyumlu kardeş vericiden yapılan nakil sonucunda elde edilmektedir.

Yöntemler 

PGT için kullanılan birçok yöntem bulunmaktadır, bunlar tek başlarına kullanıldıkları gibi aynı hastalık için birlikte de kullanılırlar. 

PGT için günümüzde en sık kullanılan yöntemler; 

  • FISH
  • Tek Nükleotid Polimorfizmi=Single Nucleotid Polymorphism (SNP) 
  • Kısa Ardışık Tekrarlar=Short Tandem Repeats (STR)
  • Mikroarray 
  • Sekans analizi
  • Yeni Nesil Dizileme

Sonuç Olarak; Günümüzde birçok çift çocuk sahibi olmak için yardımcı üreme tekniklerine başvurmaktadır. IVF merkezlerinin yaygınlaşması ve genetikteki gelişmelere paralel olarak özellikle son birkaç yılda aCGH ve yeni nesil sekanslamadaki baş döndürücü gelişmeler ile PGT işlemi hem önem kazanmakta hem de yaygınlaşmaktadır.


Kaynak: Ekici C. Preimplantasyon Genetik Tanıİnönü Üniversitesi Sağlık Bilimleri Dergisi 2014; 3 (2): 49-53

Son Güncelleme: 2023-04-10 18:41:08